Enflasyon Nedir? Enflasyona Karşı Yatırım Nasıl Yapılır?



Bugün belirli bir tutarla satın alınabilen mal
ve hizmetlerin birkaç yıl sonra daha yüksek maliyetlere ulaşması, yalnızca
günlük harcamaları değil, birikimlerin gerçek değerini de etkiler. Bu nedenle
yatırım yaparken elde edilen nominal kazanç kadar paranın satın alma gücünün
korunup korunmadığı da önem taşır. Peki “Enflasyon nedir?” Neden
yükselir ve yatırımları nasıl etkiler?
Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde yatırım
kararlarını yalnızca en yüksek nominal getiriyi sunan aracı bulmak üzerinden
değerlendirmek yeterli değildir. Yatırımın enflasyon sonrasında sağlayacağı
reel getiri, yatırımcının risk profili, yatırım vadesi ve portföyün farklı
ekonomik koşullara karşı dayanıklılığı birlikte değerlendirilmelidir.
Performans odaklı bakıldığında, enflasyona karşı her
dönemde aynı başarılı sonucu sağlayan bir yatırım aracı olmamaktadır. Hisse
senetleri, altın, döviz ve faize dayalı ürünler farklı ekonomik koşullarda ve
farklı zaman aralıkları içerisinde birbirlerinden ayrışan bir performans
gösterebilir. Bu nedenle enflasyon dönemlerinde yatırımları anlamlandırmanın
ilk adımı, fiyat artışlarının sebeplerini ve bu sebeplerin yatırım araçları
üzerindeki etkilerini doğru bir şekilde değerlendirmektir.
Enflasyon Nedir?
Enflasyon, en
basit anlatımı ile ilgili mal ve hizmetlerin fiyat düzeyinde sürekli bir artış
yaşanması ve buna bağlı olarak sahip olduğumuz nakitin, satın alma gücünün
azalmasıdır. Ekonomide yalnızca tek bir ürünün veya belirli bir ürün grubunun
fiyatının yükselmesi ise tek başına enflasyon anlamına gelmez. Gerçek anlamda
enflasyondan söz edebilmek için fiyatların genel düzeyindeki değişimin dikkate
alınması gerekir.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) de
enflasyonu, fiyatlar genel düzeyindeki sürekli yükseliş sonucunda paranın değer
kaybetmesi ve tüketicilerin satın alma gücünün azalması üzerinden tanımlar.
Basit bir örnek ile açıklamak gerekir ise bugün 1.000 TL'ye alınabilen belirli
bir mal ve hizmetin, ilerleyen dönemde 1.200 TL'ye çıkması, aynı 1.000 TL ile
daha az mal ve hizmet satın alınabileceği anlamına gelir. Böyle bir senaryo
içerisinde paranın nominal tutarı değişmemiş olsa da satın alma gücü
azalmıştır.
Enflasyonun yatırım açısından önemi de aslında
tam olarak bu noktada ortaya çıkıyor. Bir yatırımın parasal olarak değer
kazanması, yatırımcının reel anlamda daha varlıklı hâle geldiğini göstermez.
Yatırım getirisi, fiyatlardaki genel artışın altında kalıyorsa yatırımcının
satın alma gücü azalabilir.
Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), Türkiye'de
tüketici fiyat hareketlerini takip etmek için kullanılan temel göstergelerden
biridir. Endeks, hanehalkı harcamalarında önemli bir paya sahip mal ve
hizmetlerden oluşan sepetin zaman içindeki fiyat değişimlerini ölçer.
TÜFE sepetindeki ürün ve hizmetlerin
ağırlıkları, tüketim içerisindeki göreli önemlerine göre belirlenir. Bu nedenle
açıklanan enflasyon oranı, piyasadaki tüm ürünlerin fiyatlarının aynı oranda
arttığı anlamına gelmez.
Bazı ürünlerin fiyatı ortalamadan daha hızlı
artabilirken bazılarının fiyatı daha sınırlı yükselebilir veya gerileyebilir.
TÜFE, hanehalklarının tüketim amacıyla satın aldığı mal ve hizmetlerin fiyatlarında
zaman içinde meydana gelen değişimleri ölçer.
Enflasyon verileri farklı dönemler
karşılaştırılarak ifade edilebilir. Aylık enflasyon, fiyat düzeyindeki değişimi
bir önceki aya göre gösterirken yıllık enflasyon ilgili ayın fiyat düzeyini bir
önceki yılın aynı ayıyla karşılaştırır. Örneğin bir ayda fiyatların %2 artması,
yıllık enflasyonun da %2 olduğu anlamına gelmez.
Yatırım getirileri değerlendirilirken
kullanılan getiri dönemi ile enflasyon döneminin birbiriyle uyumlu olması karşılaştırma
için önemli bir diğer noktadır. Bir yıllık yatırım getirisi aylık enflasyonla
değil karşılaştırılabilir yıllık fiyat değişimiyle birlikte
değerlendirilmelidir. Enflasyon analizlerinde TÜFE'nin yanı sıra üretici fiyat
endeksleri de birlikte takip edilir.
TÜFE, tüketicilerin satın aldığı mal ve
hizmetlerin fiyatlarındaki değişimi ölçer. Bu nedenle hanehalkının yaşam
maliyeti ve satın alma gücü açısından temel göstergelerden biridir. Türkiye'de
üretici fiyatlarını takip eden göstergelerden biri ise Yurt İçi Üretici Fiyat
Endeksi (Yİ-ÜFE)'dir. Yİ-ÜFE, yurt içinde üretilen ve yurt içine satışa konu
olan ürünlerin üretici fiyatlarında zaman içinde meydana gelen değişimi ölçer.
TÜFE tüketici tarafındaki nihai fiyatları,
Yİ-ÜFE ise kapsadığı sektörlerde üretici fiyatlarını takip ettiği için iki
endeksin kapsamı ve hesaplama yapısı birbirinden farklıdır. Üretici
maliyetlerindeki artış ilgili zaman içerisinde tüketici fiyatlarına da
yansıyabilir. Ancak TÜFE ile Yİ-ÜFE'nin aynı dönem içerisinde ve aynı oranda ya
da aynı yönde hareket etmesi zorunlu değildir.
Enflasyon Neden Yükselir?
Enflasyonun tek bir nedeni yoktur. Ekonomideki
fiyat artışları; talep koşulları, üretim maliyetleri, para ve maliye
politikaları, kur hareketleri ve beklentiler gibi birçok unsurun birlikte
etkisiyle ortaya çıkabilir. Bu nedenle enflasyon yükseldiğinde yalnızca “Talep
arttı.” veya “Döviz yükseldi.” gibi tek bir faktöre odaklanmak, ekonomik
sürecin tamamını açıklamak için yeterli olmayabilir.
Talep Enflasyonu
Ekonomide mal ve hizmetlere yönelik toplam talebin üretim kapasitesinden daha hızlı artması, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşmasına sebebiyet verebilir. Hanehalkı tüketiminin, şirket yatırımlarının veya kamu harcamalarının güçlü olduğu dönemlerde toplam talep artabilir.
Üretim aynı hızda artırılamıyorsa sınırlı miktardaki mal ve hizmetlere yönelik artan talep fiyatların yükselmesine neden olabilir. Bu durum genel olarak talep enflasyonu olarak ifade edilir.
Maliyet Enflasyonu
Üretimde kullanılan girdilerin maliyetlerinin artması, şirketlerin üretim giderlerini yükseltebilir. Enerji, ham madde, işçilik, lojistik veya ithal girdilerin maliyetlerindeki artış şirketlerin kâr marjlarını etkileyebilir.
İşletmeler bu maliyetlerin bir bölümünü satış
fiyatlarına yansıttığında tüketici fiyatlarında da artış görülebilir. Bu
mekanizma maliyet enflasyonu olarak adlandırılır. Özellikle enerji ve
ham madde fiyatlarında küresel ölçekte yaşanan sert hareketler, birçok sektörü
aynı anda etkileyerek maliyet kaynaklı fiyat baskılarının ekonominin farklı
alanlarına yayılmasına neden olabilir.
Döviz Kurlarındaki Değişimler
İthal girdilerin önemli olduğu ekonomilerde döviz kurlarındaki değişimler fiyatlar üzerinde etkili olabilir. Yerel para biriminin yabancı para karşısında değer kaybetmesi durumunda, döviz cinsinden fiyatı değişmese bile ithal edilen bir ürünün yerel para cinsinden maliyeti artabilir. Bu etki yalnızca doğrudan ithal edilen tüketim ürünleriyle sınırlı değildir.
Üretimde kullanılan enerji, ham madde, makine
veya ara mallarının maliyetindeki artış da nihai ürün fiyatlarına yansıyabilir.
Bununla birlikte kurdaki her değişimin tüketici fiyatlarına aynı oranda ve aynı
sürede yansıması beklenmez.
Enflasyon Beklentileri
Gelecek dönem için fiyatların artmaya devam edeceğine yönelik güçlü beklentilerin oluşması da ekonomideki fiyatlama davranışlarını etkileyebilmektedir. Şirketler gelecekteki maliyet artışlarını bugünkü fiyatlarına yansıtmaya başlayabilir, çalışanlar daha yüksek ücret artışı talep edebilir ve tüketiciler ileride daha pahalı olacağını düşündükleri ürünleri daha erken satın almak isteyebilir.
Bu davranışların yaygınlaşması, enflasyonun kalıcılığı üzerinde etkili olabilir. Buradan hareketle merkez bankaları açısından da yalnızca gerçekleşmiş enflasyon değil geleceğe yönelik enflasyon beklentileri de ciddi önem taşımaktadır.
Para ve Maliye Politikalarının Etkisi
Ekonomideki para ve kredi koşulları toplam talebi etkileyebilmektedir. Faiz oranları, kredi büyümesi ve finansal koşullar kişilerin tüketim ve yatırım kararlarında önemli bir rol oynamaktadır. Benzer şekilde kamu harcamaları ve vergiler gibi maliye politikası araçları da toplam talep ve maliyet koşullarını etkileyebilmektedirler.
Enflasyonun nedenleri dönemden döneme
değişebildiği için politika kararlarını değerlendirirken fiyat artışlarının
hangi kanallardan kaynaklandığını anlamak önemlidir.
Enflasyonun Yatırımlara Etkisi
Enflasyon, yatırım araçlarını hem doğrudan hem
de dolaylı olarak etkileyebilir. En temel etkisi, yatırımcının elde ettiği
nominal getirinin satın alma gücü açısından ne ifade ettiğini değiştirmesidir.
Bunun yanında faiz oranları, şirket kârları, döviz kurları ve yatırımcı
beklentileri üzerinden farklı varlıkların fiyatlarını da etkileyebilir.
Nominal Getiriyi Tek Başına Değerlendirmek Yanıltıcı Olabilir
Bir yatırım aracılığı ile yılda %30 oranında getiri elde etmek ilk bakışta yüksek bir kazanç gibi görünebilir. Buna rağmen aynı dönem içerisinde genel fiyat düzeyi daha yüksek oranda artmış ise yatırımcının satın alma gücü gerilemiş olabilir.
Özellikle enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde
yatırım performansını değerlendirirken reel getiri de bu noktada ciddi önem
kazanır. Yatırımcı açısından yalnızca “Param ne kadar arttı?” sorusu değil,
“Paramın satın alma gücü ne kadar değişti?” sorusunun yanıtına da cevap aramak
önemlidir.
Faiz Oranları Üzerinden Etki Gösterebilir
Enflasyon görünümündeki değişimler, para
politikası ve piyasa faizleri üzerinde etkili olabilir. Faiz oranlarındaki
yükseliş, mevcut sabit faizli borçlanma araçlarının piyasa fiyatlarını olumsuz
anlamda etkileyebilir. Buna karşılık yeni ihraç edilen veya değişken faiz
yapısına sahip ürünlerin getiri koşulları da piyasa şartlarına bağlı olarak
farklılaşabilir. Bu nedenle faize dayalı ürünler
değerlendirilirken nominal faiz oranının yanı sıra vade boyunca beklenen
enflasyon ve yatırım aracının diğer riskleri de dikkate alınmalıdır.
Şirketlerin Kârlılığını Etkileyebilir
Enflasyonun pay senetleri üzerindeki etkisi
bütün şirketler için aynı değildir. Fiyatlarını maliyetlerindeki artışa paralel
veya daha hızlı şekilde artırabilen şirketler enflasyon ortamına daha kolay
uyum sağlayabilirken yüksek girdi maliyetlerini müşterilerine yansıtmakta
zorlanan şirketlerin kâr marjları daralabilir.
Şirketin fiyatlama gücü, borç yapısı,
finansman maliyetleri, ithal girdi kullanımı, döviz pozisyonu, faaliyet
gösterdiği sektör ve ürünlerine yönelik talep, enflasyon dönemindeki finansal
performansında rol oynayabilir. Bu nedenle “enflasyon yükselirse borsa
yükselir” veya “enflasyon yükselirse hisseler düşer” şeklinde tüm şirketler
için geçerli tek bir kural bulunmaz.
Döviz Kurlarını Etkileyen Bir Unsur Olabilir
Enflasyon ile döviz kuru arasında karşılıklı
bir etkileşim görülebilir. Kur artışı, ithal mal ve girdilerin yerel para
cinsinden maliyetini artırarak enflasyona katkıda bulunabilir. Diğer taraftan
ülkeler arasındaki enflasyon, faiz ve beklenti farklılıkları da para
birimlerine yönelik talebi ve döviz kuru hareketlerini etkileyebilir.
Ancak döviz kuru yalnızca enflasyon tarafından belirlenmez. Para politikası, faiz farkları, cari denge, sermaye hareketleri, ekonomik beklentiler ve küresel risk iştahı gibi çok sayıda değişken kur üzerinde rol oynamaktadır. Bu nedenle döviz işlemleri gerçekleştirilirken döviz hareketlerinin tek bir ekonomik göstergeye bağlı olmadığı dikkate alınmalıdır.
Enflasyona
Karşı Hangi Yatırım Araçları Kullanılır?
Enflasyon karşısında satın alma gücünü
korumaya yönelik yatırım stratejilerinde farklı varlık sınıfları
değerlendirilebilir. Ancak enflasyona karşı her dönemde kesin getiri sağlayan
tek bir yatırım aracı bulunmaz.
Bir yatırım aracının belirli bir enflasyon
döneminde güçlü performans göstermesi, sonraki dönemde de aynı sonucu vereceği
anlamına gelmez. Bu nedenle araçları “Enflasyona karşı en iyi yatırım” şeklinde
sıralamak yerine hangi ekonomik koşullardan etkilendiklerini anlamak daha
sağlıklı bir yaklaşım olur. Yatırım Finansman'ın Bireysel Ürün ve Hizmetler
kapsamında farklı risk, vade ve yatırım amaçlarına yönelik finansal ürünler
birlikte değerlendirilebilir.
Altın Yatırımı
Altın yatırımı,
enflasyon ve ekonomik belirsizlik dönemlerinde yatırımcıların sıklıkla
değerlendirdiği seçeneklerden biridir. Türkiye'deki yatırımcılar açısından
altının TL cinsinden fiyatı, temel olarak uluslararası piyasalardaki altın
fiyatının yanı sıra döviz kurundaki değişimlerden de etkilenir. Bu nedenle
küresel altın fiyatı sabit kalsa bile TL'nin yabancı para karşısındaki değer
değişimi gram altın fiyatını etkileyebilir.
Altının uzun vadede satın alma gücünün
korunmasına katkıda bulunduğu dönemler olsa da kısa ve orta vadede fiyatı
önemli ölçüde dalgalanabilir.
Pay Senetleri
Pay senetleri, yatırımcıların şirketlerin
faaliyetlerine ve uzun vadeli değer yaratma potansiyeline ortak olmasını mümkün
kılar. Enflasyon ortamında fiyatlama gücü yüksek, maliyetlerini yönetebilen ve
gelirlerini fiyat artışlarına uyarlayabilen şirketler belirli avantajlara sahip
olabilir.
Yüksek enflasyonun beraberinde getirebildiği
yüksek finansman maliyetleri, talepteki değişimler ve maliyet baskıları
şirketlerin kârlılığını olumsuz da etkileyebilir. Bu nedenle enflasyon
dönemlerinde pay yatırımı yapılırken yalnızca genel endeks hareketlerine değil
şirketin bilançosuna, nakit akışına, borçluluğuna ve faaliyet gösterdiği
sektörün özelliklerine de bakılması önemlidir.
Döviz
Yabancı para birimleri, özellikle TL’nin
yabancı para birimleri karşısında değer kaybettiği dönemlerde TL cinsinden
değer kazanabilir. Ancak döviz doğrudan “enflasyona endeksli” bir yatırım
değildir. Kurun yönü enflasyonun yanında faiz oranları, para politikaları,
küresel piyasa koşulları ve sermaye hareketlerinden de etkilenir.
Buna ek olarak yüksek enflasyonun otomatik
olarak döviz kurlarının aynı oranda yükseleceği anlamına geldiği
düşünülmemelidir. Ayrıca döviz alım ve satım fiyatları arasındaki fark ve diğer
işlem maliyetleri yatırım sonucunu etkileyebilir.
Faize Dayalı Yatırım Araçları
Tahvil, bono ve farklı faize dayalı ürünler de
enflasyon ortamında portföyün bir parçası olarak değerlendirilebilir. Burada
yatırımcı açısından kritik noktalardan biri nominal getiri ile enflasyon
arasındaki ilişkidir. Yatırım aracından elde edilen faiz enflasyonun altında
kalıyorsa nominal olarak kazanç elde edilmesine rağmen reel satın alma gücü
azalabilir.
Sabit faizli borçlanma araçlarında piyasa
faizlerinin yükselmesi mevcut menkul kıymetlerin piyasa fiyatını düşürebilir.
Bu nedenle vade, faiz yapısı ve yatırımcının ürünü vadesine kadar taşıyıp
taşımayacağı önem taşır.
Yatırım Fonları
Yatırım fonları, fonun yatırım stratejisine
bağlı olarak farklı varlık sınıflarını profesyonel portföy yönetimi kapsamında
bir araya getirebilir. Fonun stratejisine bağlı olarak portföyünde pay
senetleri, borçlanma araçları, kıymetli madenler, yabancı para cinsinden
varlıklar veya bunların kombinasyonları bulunabilir.
Reel Getiri Nedir?
Reel getiri,
yatırımın nominal getirisinin enflasyon etkisi dikkate alındığında ortaya çıkan
satın alma gücü değişimini ifade eder. Bu kavram yatırım performansının
değerlendirilmesinde önemlidir. Çünkü yatırım hesabındaki para miktarının
artması, satın alma gücünün de aynı ölçüde arttığı anlamına gelmez.
Örneğin yatırımın bir yılda %40 getirdiğini ve
aynı dönemde enflasyonun %30 olduğunu varsayalım. Yatırımcı nominal olarak %40
kazanç elde etmiştir. Ancak satın alma gücündeki gerçek artışı görmek için
enflasyon etkisinin hesaba katılması gerekir.
Reel getiri için yaklaşık hesaplama, nominal
getiriden enflasyon oranının çıkarılmasıyla yapılabilir:
● Yaklaşık Reel Getiri = Nominal Getiri - Enflasyon
Yukarıdaki örnekte %40 - %30 = yaklaşık %10 sonucuna ulaşılır. Ancak bu yöntem yaklaşık sonuç verir. Matematiksel olarak daha doğru hesaplama şöyledir:
● Reel Getiri = [(1 + Nominal Getiri) / (1 + Enflasyon Oranı)] - 1
Örneğe göre hesaplama şöyledir:
●
[(1 + 0,40) / (1 + 0,30)] - 1 ≈ %7,69
Dolayısıyla yatırımın nominal getirisi %40,
enflasyon %30 olduğunda reel getiri yaklaşık %7,69’dur.
Aynı dönemde yatırım %20 artsa da ve enflasyon
%30 olmuş olsaydı nominal olarak yatırımcının parası artmasına rağmen reel
getiri negatif gerçekleşirdi. Bu nedenle yatırım performansı değerlendirilirken
yalnızca nominal oranlara bakılması yanıltıcı olabilir.
Pozitif reel getiri, yatırımın getirisinin
enflasyon etkisi hesaba katıldıktan sonra satın alma gücünü artırdığını
gösterir. Negatif reel getiri ise yatırımın nominal değeri artmış olsa dahi
fiyat artışlarının gerisinde kaldığını ve satın alma gücünün azaldığını ifade
eder.
Örneğin 100.000 TL'lik bir yatırımın yıl
sonunda 120.000 TL'ye ulaşması nominal olarak %20 kazanç anlamına gelir. Ancak
aynı dönemde fiyatlar %30 yükselmişse yatırımcının 120.000 TL'si başlangıçtaki
100.000 TL'nin satın alma gücünü aynı ölçüde koruyamaz. TÜİK de finansal
yatırım araçlarının reel getiri oranlarını TÜFE ve Yİ-ÜFE gibi fiyat
endeksleriyle ilişkilendirerek yayımlar.
Portföy Koruma Stratejileri
Enflasyona karşı portföyü korumak, gelecekte
hangi yatırım aracının en yüksek getiriyi vereceğini tahmin etmeye çalışmaktan
farklıdır. Amaç yatırımcının hedefleri, vadesi ve risk toleransı doğrultusunda
portföyün farklı ekonomik senaryolara karşı dayanıklılığını artırmaya
çalışmaktır.
Portföyü Tek Bir Varlığa Bağlamamak
Enflasyon dönemlerinde yatırımcıların yaptığı
hatalardan biri, geçmiş dönemde en yüksek getirisi olan yatırım aracına portföyün tamamıyla yönelmek
olabilir. Altın, döviz, pay senetleri ve sabit getirili ürünlerin fiyatlarını
etkileyen faktörler birbirinden farklıdır. Bu nedenle farklı varlık
sınıflarının bir arada kullanılması, portföyün belirli bir risk kaynağına olan
yoğunlaşmasını azaltabilir.
Yatırım Vadesini Dikkate Almak
Enflasyona karşı korunma stratejisinin
yatırımcının parasına ne zaman ihtiyaç duyacağıyla uyumlu olması gerekir. Kısa
vadede kullanılacak bir tutarın yüksek fiyat dalgalanmasına sahip bir yatırım
aracında değerlendirilmesi, yatırımcının paraya ihtiyaç duyduğu anda zararına
satış yapmak zorunda kalmasına yol açabilir.
Uzun vadeli yatırımlarda ise kısa dönemli
fiyat dalgalanmaları farklı şekilde değerlendirilebilir. Bununla birlikte uzun
vadede yatırım ile mutlaka pozitif reel getiri elde edileceği anlamına gelmez.
Nominal Değil Reel Performansı Takip Etmek
Enflasyon ortamında portföy performansının
yalnızca TL cinsinden artışına bakmak yeterli değildir. Yatırımcı belirli dönemlerde
portföyünün nominal getirisini aynı dönemin enflasyonuyla karşılaştırarak satın
alma gücünün nasıl değiştiğini değerlendirebilir.
Ekonomik Göstergeleri Birlikte Değerlendirmek
Enflasyon tek başına finansal piyasaların
yönünü belirlemez. Faiz oranları, merkez bankası kararları, ekonomik büyüme,
döviz kurları, şirket kârları, küresel piyasalar ve risk algısı yatırım
araçlarının performansında birlikte rol oynayabilir.
Yatırım kararlarında tek bir ekonomik veriden
hareket etmek yerine ekonomik görünümün bütününü değerlendirmek önemlidir.
Finansal raporlar ve bültenler ile
makroekonomik gelişmeler ve finansal piyasalar, farklı araştırma ve analiz
kaynaklarından takip edilebilir.
Portföy Dağılımını Belirli Aralıklarla Gözden Geçirmek
Piyasa hareketleri sonucunda portföyün
başlangıçtaki varlık dağılımı zaman içerisinde değişebilir. Örneğin portföyde
belirli bir ağırlığa sahip olması planlanan varlığın güçlü değer kazanması,
toplam portföy içerisindeki payının önemli ölçüde yükselmesine neden olabilir.
Zaman zaman portföyün risk yapısı başlangıçta
planlanandan farklılaşabilir. Belirli aralıklarla portföy dağılımının yatırım
hedefleri ve risk profiliyle uyumu kontrol edilebilir. Ancak her kısa vadeli
fiyat hareketinde portföyü değiştirmek yerine yatırım stratejisi ve vade
doğrultusunda hareket etmek önemlidir.
Enflasyon Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Enflasyonda altın mı hisse mi?
Enflasyon dönemlerinde altın veya pay
senedinin her koşulda diğerinden daha iyi performans göstereceğini söylemek
mümkün değildir. Altının TL fiyatı döviz kuru, faizler ve küresel risk algısından
etkilenir. Pay senetlerinde ise şirketlerin fiyatlama gücü, maliyet yapısı,
borçluluğu ve faaliyet gösterdiği sektör önem taşır. Bu nedenle tercih
yatırımcının hedefi, vadesi ve risk toleransıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Reel getiri nasıl hesaplanır?
Reel getiri, nominal yatırım getirisi ile aynı
dönemdeki enflasyon oranı birlikte dikkate alınarak hesaplanır. Formül [(1 +
nominal getiri) / (1 + enflasyon oranı)] - 1 şeklindedir. Örneğin yatırım %40
getiri vadederken aynı dönemde enflasyon %30 ise reel getiri yaklaşık %7,69
olur. Nominal getiriden enflasyonu çıkarmak daha kolay bir yaklaşık hesaplama
olsa da kesin sonuç vermez.
Enflasyon döviz ilişkisi nedir?
Enflasyon ve döviz kuru arasında karşılıklı
bir ilişki vardır. Yerel para biriminin değer kaybetmesi ithal ürün ve
girdilerin maliyetini artırarak enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı
oluşturabilir. Enflasyon görünümü ve buna bağlı para politikası beklentileri de
döviz kurlarını etkileyebilir. Bununla birlikte kur hareketleri faizler, sermaye
akımları, cari denge gibi başka değişkenlerden de etkilenir.
TÜFE ve ÜFE farkı nedir?
TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi), tüketicilerin
satın aldığı mal ve hizmetlerin perakende fiyatlarındaki değişimleri ölçerek
hanehalkının yaşam maliyetini gösterir. ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) ise
üreticilerin yurt içinde ürettiği ürünlerin fabrika çıkış fiyatlarını izleyerek
üretim ve maliyet kaynaklı enflasyon baskılarını yansıtır.
Enflasyonda nakitte kalmak doğru mu?
Nakit tutmanın uygunluğu yatırımcının kısa vadeli harcamalarına, acil likidite ihtiyacına, yatırım vadesine ve risk toleransına bağlıdır. Nakit, ödeme ve acil ihtiyaçlar için likidite için iyi olabilir. Ancak getirisi olmayan nakdin uzun süre tutulması durumunda enflasyon satın alma gücünü azaltabilir.

YF Yüzyüze ile Anında Hesap Aç
YF Yüzyüze ile Anında Hesap Aç
Siz de YF Yüzyüze ile kuryesiz, evraksız bir şekilde Yatırım Finansman’da hesap açarak hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yatırım yapmaya başlayabilirsiniz.

