Makroekonomik Haberler

04.05.2011

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) TÜFE'nin Nisan ayında beklentilerin bir miktar altında kalarak %0,87 düzeyinde gerçekleştiğini duyurdu. Gerek %0,96'lık ortalama piyasa tahmininden gerekse daha kötümser olan %1,1'lik öngörümüzden daha düşük olan ayılık tüketici fiyatları artışı yine de yıllık TÜFE enflasyonunu 7 aylık gerileme sürecine son verdi ve %4,26 düzeyine çıkılmasına yol açtı. Ocak ayından bu yana gerçekleşen en yüksek düzeye işaret eden bu rakam Mart dibine kıyasla yıllık enflasyonun 0,3 puan yükselmiş olduğunu ortaya koyuyor. Üretici fiyatları cephesinde de olumlu bir sürpriz gerçekleştiğine, %0,61 olarak duyurulan aylık artışın %1,25'lik ortalama beklentinin nerdeyse yarısında kalırken bizim %0,85'lik tahminimizin de önemli ölçüde altına indiğine şahit oluyoruz. Beklentiden düşük olan Nisan ayı rakamı yıllık ÜFE'nin nerdeyse 2 puan gerileyerek %8,21'e yani 2011 başından bu yana görülen ilk tek haneli düzeye inmesine yardımcı olmuş. Açıklanan verilerin detayını incelediğimizde TÜFE cephesindeki olumlu sürprizin tamamının gıda enflasyonun kaydettiği düşüşten kaynaklandığını görüyoruz. Arka arkaya ikinci ayda da negatif gerçekleşen gıda enflasyonu manşet TÜFE'den 12 baz puan çalarken, kaydedilen %0,48'lik düşüşün yıllık gıda enflasyonunu TÜFE serileri tarafından kapsanan dönem içerisindeki en düşük oran olan %2,83'e düşürdüğünü not etmekte fayda var. Hesaplamalarımız işlenmemiş gıda grubunda fiyatların bir kez daha %1 civarında gerilediğini ve daha şaşırtıcı olarak işlenmiş gıda grubunda enflasyonun %0 civarında kaldığını ortaya koyuyor. Gıda enflasyonunu %0,5 artış sergilemesini beklediğimizi ve bunun manşet ile tahminimiz arasındaki sapmanın 25-30 baz puanını açıkladığını belirtelim. Nisan ayı rakamlarının enflasyon üzerindeki yukarı yönlü riskler konusunda bir rahatlık yarattığı fikrinde değiliz. Hem TÜFE'deki olumlu sürprizin tamamen gıda fiyatlarından kaynaklanıyor olması, hem de çekirdek enflasyonun yükselişe geçmesi bugün beklenenden iyi gelen rakamlardan olumlu bir sonuç çıkarmamıza engel oluyor. Arz yönlü fiyat şoklarının halen güçlü olduğunu ve öncü göstergelerin canlı iç talebin gücünü korumaya ikinci çeyrek itibariyle de devam ettiğini görüyor olmamız sebebi ile fiyatlara geçişkenlik riskinin artışta olduğuna inanıyoruz. Ancak Bu ortamda Merkez Bankası'nın ilk tercihinin, geçen hafta enflasyon raporunun ortaya koyduğu şekilde, beklenti yönetimi çabalarını yoğunlaştırmak olacağına inanıyor ve Banka'nın para politikası aracı olarak ilk tercihinin zorunlu karşılık oranlarını artırmak olacağını düşünüyoruz.

Yukarı